16/0972011 Vatan
Uzmanlar: Türkiye İsrail'e yönelik aldığı kararlarla ABD'yi hazırlıksız yakaladı. Barack Obama yönetimi Türk-İsrail ilişkilerinde yaşanan gerilemeden derin üzüntü ve hayal kırıklığı duyuyor
Amerikan yönetimi ve ABD çevrelerinin, Türkiye ile İsrail arasındaki son gerginliğe dair şu ana kadarki tepkisinin, üzüntü ve kaygı ifade etme ile her iki tarafa provokasyonlardan kaçınma ve sorunları çözme çağrısı yapmanın ötesine geçmediği gözleniyor.
BM Soruşturma Komisyonu’nun raporunun basına sızması ve Türkiye’nin
İsrail’le ilgili aldığı sert kararları duyurmasının ardından, konu, bölgedeki iki
yakın müttefiki arasındaki her gelişmeye hassasiyet gösteren Amerikan yönetimi
kademesinde de doğal olarak önemli yankı buldu, ancak yönetimin üst düzey
yetkililerinden gelen ilk açıklamalar, Türkiye-İsrail arasındaki sorunlara dair
son yıllarda yapılan açıklamalardan pek farklılık içermezken, bu tutum aradan
geçen zamanda da değişmedi.
Örneğin ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Victoria Nuland, Türkiye’nin
İsrail ile ilgili kararının hemen ertesinde ABD’nin ilk tepkisi olarak, ülkenin
son yıllardaki artık "klişeleşmiş" ifadelerini tekrarlayarak, "iki ülkenin mevcut
durumundan kaygılı olduklarını ve iki ülkenin iyi ilişkilerine geri dönmesinin
her ikisinin de yararına olduğuna inandıklarını" söylemişti. ABD Dışişleri
Bakanlığının Avrupa ve Avrasya İşlerinden Sorumlu Bakan Yardımcısı Philip
Gordon’un dünkü açıklamaları da Nuland’ın sözlerine göre yeni bir unsur
içermedi.
AA muhabirinin sorularını yanıtlayan uzmanlar da ABD yönetimindeki bu
"sessizliğe" dikkati çekiyor. Uzmanlar, bunun nedenlerine ilişkin farklı
tahminler ortaya koysa da yaşananların ABD’yi de şaşırttığı ve hazırlıksız
yakaladığı fikrinde birleşiyorlar.
-"ŞU ANDA BAŞKA BİRŞEY SÖYLEMELERİ MÜMKÜN DEĞİL"
Lehigh Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü öğretim üyesi, Türkiye
uzmanı Henri Barkey, AA muhabirinin sorularını yanıtlarken, ABD’den somut bir
tepki gelmemesiyle ilgili olarak, "Ne söyleyecekler ki? Herhalde bunu aralarında
konuşmadılar, düşünmediler. İsterseniz de şaşkınlık deyin. Daha önemlisi,
söylenecek ne var? Şu anda başka birşey söylemeleri mümkün değil. ABD hükümeti
zaten birçok krizin ağırlığı altında. Dolayısıyla buna ne kadar önem verecek, ne
kadar vakit ayıracak bilmiyorum doğrusu" diye konuştu.
ABD’nin önünde iki seçenek bulunduğundan bahseden Barkey, bunlardan
birincisinin Türkiye ve İsrail arasında bir taraf seçip, bir tarafla uğraşırken,
diğerinden bahsetmemek olduğunu, ancak bunun mümkün olmadığını, ikinci seçenekte
ise ABD yönetiminin konuya müdahil olabileceğini, ancak bunun için de yaratıcı ve
yeni bir yöntem bulmaları gerektiğini belirtti.
ABD’deki düşünce kuruluşu Alman Marshall Fonu uzmanı Joshua Walker da AA
muhabirine, Türkiye ile İsrail arasında yaşanan son olayların ABD’yi de
şaşırttığı ve Washington’ın yaşananlara "hazırlıksız" yakalandığı fikrini
savundu.
Bu denli duygusal ve hassas bir ikili meselede ABD’nin konuya açıkça
müdahil olmasının zor olduğu görüşünü dile getiren Walker, "ABD, eğer talep
gelirse tabi ki yardım edecektir, ama önceliği, Türkiye ile İsrail’i yeniden bir
araya getirmek için açıkça uyarılar savurmak yerine, sessiz diplomasi ve kapalı
kapılar ardında çağrılar şeklinde olacaktır" dedi.
Walker, ABD’nin Ortadoğu’daki iki kritik müttefiki ve bölgedeki iki güçlü
demokrasi olmaları nedeniyle Türkiye ile İsrail arasında gerginliğin bu safhaya
ulaşmasının zamanlama açısından da çok kötü zamana denk geldiğine dikkati
çekti.
Akdeniz’in bir "tutuşma noktası" haline gelmesinin kesinlikle ABD’nin
çıkarına olmadığına işaret eden Walker, "Şunu biliyorum; Barack Obama yönetimi
Türk-İsrail ilişkilerinde yaşanan gerilemeden derin üzüntü ve hayal kırıklığı
duyuyor. ABD yönetiminin, Türkiye ve İsrail’in arasını düzeltmek için elinden
geleni yapmakta olduğunu umuyorum" ifadelerini kullandı.
-"ABD ÇOK BOŞ BULUNDU"-
Türkiye-İsrail ilişkilerine ilişkin olarak ABD’deki uzman çevrelerinde
sorulan sorulardan biri de "ABD acaba bu krizi önceden önleyebilir miydi?"
şeklinde ortaya çıkıyor. Barkey’e göre bu sorunun yanıtı "Evet". Barkey, ABD eğer
daha aktif olsaydı tüm bunların yaşanmayacağının şüphesiz olduğunu kaydederek,
"ABD çok boş bulundu" tespitine yer verdi.
Barkey, ABD’nin kendi içindeki birçok problemi ve etraftaki krizler
düşünüldüğünde bunun bir nebze anlaşılabileceğini, ancak Obama yönetiminin göreve
geldiği andan itibaren Ortadoğu barış sürecini tamamen (ABD’nin eski Ortadoğu
Özel Temsilcisi) George Mitchell’a havale etmesinin ve ardından da beklenen
başarısızlığın gelmesinin çok vakit kaybettirdiğini söyledi.
Barkey, "Bir dereceye kadar bu (Türkiye-İsrail ilişkilerindeki bozulma),
ABD yönetiminin Ortadoğu barış sürecindeki zaaflarının bir sonucu. Bu bence genel
olarak ABD’nin politikasının zayıflığı, geleceği görememesinin bir sonucu" diye
konuştu.
Uzmanlar: Türkiye İsrail'e yönelik aldığı kararlarla ABD'yi hazırlıksız yakaladı. Barack Obama yönetimi Türk-İsrail ilişkilerinde yaşanan gerilemeden derin üzüntü ve hayal kırıklığı duyuyor
Amerikan yönetimi ve ABD çevrelerinin, Türkiye ile İsrail arasındaki son gerginliğe dair şu ana kadarki tepkisinin, üzüntü ve kaygı ifade etme ile her iki tarafa provokasyonlardan kaçınma ve sorunları çözme çağrısı yapmanın ötesine geçmediği gözleniyor.
BM Soruşturma Komisyonu’nun raporunun basına sızması ve Türkiye’nin
İsrail’le ilgili aldığı sert kararları duyurmasının ardından, konu, bölgedeki iki
yakın müttefiki arasındaki her gelişmeye hassasiyet gösteren Amerikan yönetimi
kademesinde de doğal olarak önemli yankı buldu, ancak yönetimin üst düzey
yetkililerinden gelen ilk açıklamalar, Türkiye-İsrail arasındaki sorunlara dair
son yıllarda yapılan açıklamalardan pek farklılık içermezken, bu tutum aradan
geçen zamanda da değişmedi.
Örneğin ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Victoria Nuland, Türkiye’nin
İsrail ile ilgili kararının hemen ertesinde ABD’nin ilk tepkisi olarak, ülkenin
son yıllardaki artık "klişeleşmiş" ifadelerini tekrarlayarak, "iki ülkenin mevcut
durumundan kaygılı olduklarını ve iki ülkenin iyi ilişkilerine geri dönmesinin
her ikisinin de yararına olduğuna inandıklarını" söylemişti. ABD Dışişleri
Bakanlığının Avrupa ve Avrasya İşlerinden Sorumlu Bakan Yardımcısı Philip
Gordon’un dünkü açıklamaları da Nuland’ın sözlerine göre yeni bir unsur
içermedi.
AA muhabirinin sorularını yanıtlayan uzmanlar da ABD yönetimindeki bu
"sessizliğe" dikkati çekiyor. Uzmanlar, bunun nedenlerine ilişkin farklı
tahminler ortaya koysa da yaşananların ABD’yi de şaşırttığı ve hazırlıksız
yakaladığı fikrinde birleşiyorlar.
-"ŞU ANDA BAŞKA BİRŞEY SÖYLEMELERİ MÜMKÜN DEĞİL"
Lehigh Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü öğretim üyesi, Türkiye
uzmanı Henri Barkey, AA muhabirinin sorularını yanıtlarken, ABD’den somut bir
tepki gelmemesiyle ilgili olarak, "Ne söyleyecekler ki? Herhalde bunu aralarında
konuşmadılar, düşünmediler. İsterseniz de şaşkınlık deyin. Daha önemlisi,
söylenecek ne var? Şu anda başka birşey söylemeleri mümkün değil. ABD hükümeti
zaten birçok krizin ağırlığı altında. Dolayısıyla buna ne kadar önem verecek, ne
kadar vakit ayıracak bilmiyorum doğrusu" diye konuştu.
ABD’nin önünde iki seçenek bulunduğundan bahseden Barkey, bunlardan
birincisinin Türkiye ve İsrail arasında bir taraf seçip, bir tarafla uğraşırken,
diğerinden bahsetmemek olduğunu, ancak bunun mümkün olmadığını, ikinci seçenekte
ise ABD yönetiminin konuya müdahil olabileceğini, ancak bunun için de yaratıcı ve
yeni bir yöntem bulmaları gerektiğini belirtti.
ABD’deki düşünce kuruluşu Alman Marshall Fonu uzmanı Joshua Walker da AA
muhabirine, Türkiye ile İsrail arasında yaşanan son olayların ABD’yi de
şaşırttığı ve Washington’ın yaşananlara "hazırlıksız" yakalandığı fikrini
savundu.
Bu denli duygusal ve hassas bir ikili meselede ABD’nin konuya açıkça
müdahil olmasının zor olduğu görüşünü dile getiren Walker, "ABD, eğer talep
gelirse tabi ki yardım edecektir, ama önceliği, Türkiye ile İsrail’i yeniden bir
araya getirmek için açıkça uyarılar savurmak yerine, sessiz diplomasi ve kapalı
kapılar ardında çağrılar şeklinde olacaktır" dedi.
Walker, ABD’nin Ortadoğu’daki iki kritik müttefiki ve bölgedeki iki güçlü
demokrasi olmaları nedeniyle Türkiye ile İsrail arasında gerginliğin bu safhaya
ulaşmasının zamanlama açısından da çok kötü zamana denk geldiğine dikkati
çekti.
Akdeniz’in bir "tutuşma noktası" haline gelmesinin kesinlikle ABD’nin
çıkarına olmadığına işaret eden Walker, "Şunu biliyorum; Barack Obama yönetimi
Türk-İsrail ilişkilerinde yaşanan gerilemeden derin üzüntü ve hayal kırıklığı
duyuyor. ABD yönetiminin, Türkiye ve İsrail’in arasını düzeltmek için elinden
geleni yapmakta olduğunu umuyorum" ifadelerini kullandı.
-"ABD ÇOK BOŞ BULUNDU"-
Türkiye-İsrail ilişkilerine ilişkin olarak ABD’deki uzman çevrelerinde
sorulan sorulardan biri de "ABD acaba bu krizi önceden önleyebilir miydi?"
şeklinde ortaya çıkıyor. Barkey’e göre bu sorunun yanıtı "Evet". Barkey, ABD eğer
daha aktif olsaydı tüm bunların yaşanmayacağının şüphesiz olduğunu kaydederek,
"ABD çok boş bulundu" tespitine yer verdi.
Barkey, ABD’nin kendi içindeki birçok problemi ve etraftaki krizler
düşünüldüğünde bunun bir nebze anlaşılabileceğini, ancak Obama yönetiminin göreve
geldiği andan itibaren Ortadoğu barış sürecini tamamen (ABD’nin eski Ortadoğu
Özel Temsilcisi) George Mitchell’a havale etmesinin ve ardından da beklenen
başarısızlığın gelmesinin çok vakit kaybettirdiğini söyledi.
Barkey, "Bir dereceye kadar bu (Türkiye-İsrail ilişkilerindeki bozulma),
ABD yönetiminin Ortadoğu barış sürecindeki zaaflarının bir sonucu. Bu bence genel
olarak ABD’nin politikasının zayıflığı, geleceği görememesinin bir sonucu" diye
konuştu.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder